© | All Rights Reserved
Vücudumuz enerji üretirken veya dışarıdan gelen toksinlerle savaşırken "Serbest Radikaller" adı verilen zararlı atıklar üretir. Bu atıklar hücrelerimize saldırırlar ve zarar verirler. Glutatyon, karaciğerimizde doğal olarak üretilen ve "Antioksidanların Efendisi" olarak bilinen en güçlü temizleyicidir. Bu zararlı atıkları yakalar ve vücuttan atar. Kısaca; vücudun paslanmasını ve çürümesini engelleyen ana maddedir.
Bu yapılara saldırı şu şekilde gerçekleşir. Serbest radikaller elektron açlığı çeken moleküllerdir. Eksik elektronlarını tamamlamak için vücuttaki sağlıklı hücrelerden elektron çalarlar. Böylece sağlıklı hücrelere geri dönüşümü olmayan zararlar verirler. Bu saldırılar önlenmez ise DNA’da hasarlanmalar olabilmektedir. (Bazı öngörüler DNA’nın günde 10.000 oksidatif saldırı alabileceğini göstermektedir.)
Serbest radikaller yani oksidanlar ile tepkimeye girerek (onlara bağlanarak) hücrelere zarar vermelerini önleyen maddeler ise antioksidanlardır. Antioksidanlar içerisindeki elektronu serbest radikallere vererek, serbest radikallerin diğer vücut hücrelerinden elektron çalmasını engellerler. Bu özellikleriyle hücrelerin zarar görmelerini önlerler ve vücudun savunma mekanizmasını yani bağışıklık sistemini güçlendirerek tümör dahil birçok hastalığa karşı da vücudu korurlar, hücre yıkımını da azalttıkları için yaşlılık etkilerini de azaltırlar.
Antioksidan seviyeleri düştüğünde vücut "tükenmişlik" sinyalleri verir.
Kronik Yorgunluk: Sabahları yataktan kalkamama, sürekli halsizlik.
Geç İyileşme: Yaraların, ameliyat kesilerinin veya sakatlıkların normalden çok daha yavaş iyileşmesi.
Eklem ve Kas Ağrıları: Gezici ağrılar, fibromiyalji benzeri yaygın hassasiyet.
Beyin Sisi: Odaklanma sorunu ve unutkanlık
Ciltte Bozulma: Matlaşma, lekeler ve erken yaşlanma belirtileri.
Vücut glutatyonu kendi üretir ancak modern yaşam koşulları depoları hızla boşaltır.
Yaşlanma: 30 yaşından sonra üretim her yıl azalır.
Toksinler: Sigara, alkol, hava kirliliği, tarım ilaçları ve ağır metaller.
Stres ve Uykusuzluk: Vücuttaki oksidatif stresi (paslanmayı) artırır.
Kronik Hastalıklar: Diyabet, romatizma gibi hastalıklar rezervleri tüketir.
Cerrahi Müdahaleler: Ameliyat bir travmadır ve vücut iyileşmek için çok fazla antioksidan harcar.
Bu durum klasik bir röntgenle görülmez, hücresel düzeydedir.
Klinik Değerlendirme: Hastanın halsizlik, geç iyileşme ve kronik ağrı şikayetleri ana göstergedir.
Kan Testleri: Detaylı laboratuvar tetkikleri ile vücuttaki vitamin, mineral ve ağır metal düzeylerine bakılarak ihtiyaç belirlenir.
Amaç eksilen rezervleri yerine koymaktır.
IV (Damardan) Tedaviler: Glutatyon ağızdan hap olarak alındığında midede parçalanır ve etkisi çok azdır. En etkili yöntem damar yoluyla (serum içinde) verilmesidir.
Destekleyici Antioksidanlar: C Vitamini, Alfa Lipoik Asit ve Ozon tedavisi ile kombine edildiğinde etkisi katlanarak artar.
Beslenme: Sülfürden zengin gıdalar (sarımsak, soğan, brokoli, lahana) üretimi destekler.
Klinik ortamında, ağrısız ve konforlu bir işlemdir.
Süre: Yaklaşık 20-30 dakika sürer.
İşlem: Hastaya damar yolu açılır. Serum içerisine eklenen saf glutatyon ve C vitamini yavaşça vücuda verilir.
Sıklık: Hastanın ihtiyacına göre genellikle haftada 1 veya 2 kez olmak üzere, toplam 5-6 seanslık kürler halinde uygulanır.
Etkisi ne zaman başlar? Genellikle 2. veya 3. seanstan sonra hastalar "sabahları daha dinç uyanıyorum", "ağrılarım hafifledi" ve "cildim parladı" demeye başlarlar.
Unutmayınız, cerrahi sonuçlar kişiden kişiye farklılık gösterebilir!
"Sağlığınız bizim için değerlidir."
© | All Rights Reserved